İş Hayatında Duygusal Zeka

“Yaşam”, “Huzur” ve  “Mutluluk” ne dolu sözlerdir ama birden çıkar ağızdan, iddialı ve yaşanmışçasına. Oysa kimine göre huzur bir sınav  sonucu, bir bebek haberi, kazanılan başarı… Belki de  önemli olan huzurun tanımını başkalarının kelimeleri ile ve ezberlenmiş mutluluklar da değil de kendimizde bulmak. Ben kendimi bu konu da çok şanslı hissediyorum çünkü yaşamımın her dönemin de huzur ve mutluluk duygusunu bir arada yaşadım, iş yaşamımda da en çok önem verdiğim huzurlu ve mutlu bir ortamdı.

Bu ayki yazımda iş yaşamı ile ilgili sohbet etmek istiyorum sizlerle; bizler yaşam yolculuğumuza en küçük toplumda yani ailede başlarız. İlk hiyerarşi burada başlar; yapma, gitme, gelme gibi  kurallar, diğer bireylerle yolculuk sırasında nasıl iletişim kuracağımız, aldığımız tüm deneyimlerle birlikte ilkokula başladığımız da kocaman bir dünya bizi bekler. Mücadele, sevilme isteği, değer görme, takdir edilme duyguları yıllar gittikçe hızla artmaya başlar.

Eğitim süreci bitip iş hayatına girdiğimiz de öğrenilenlerle davranır, profesyonel olma adına duygusal zekanın yerini teknik bilgiler alır. Yirmi beş yıllık meslek hayatımda duygusal zekamı kullanmamın iş hayatıma yansıması başarı ve çok sayıda dost  sahibi olmamı sağladı.

İş hayatında hem yönetilir hem yönetiriz, yönetmek dediğimiz tanım da talimatın yerini rica etme, konuşma dilinde de ‘Ben senin yöneticinim’ den çok biz hepimiz biriz beraberiz hedefimiz ve amacımız aynı duygusu verildiğin de  ekip ruhunu ve keyifli bir iş ortamına sahip oluruz.

Her insanın yeteneği, parlayacağı bir alan vardır. Her yönetici de mutlaka yönetilmektedir. Nasıl yönetilmek istiyorsak o şekilde yönettiğimizde,  kişileri yetenekleri ve kişiliklerine uygun bir yerde değerlendirdiğimizde, sadece iş ortamında değil sosyal alanlarda da görme şansımız olduğunda harika bir ekiple çalışmaya başlarsınız.

İş hayatında en fazla yapılan yanlışlardan biri de kişilere verilen tanımlar ve onlara gereğinden fazla yüklenen sorumluluklardır. Bur da yöneticiye düşen kolay olanı yapıp kişileri duyduklarına göre değerlendirmek yerine onlara yeni şanslar vererek kişilerin yapabileceklerini ortaya çıkarmaktır.

Çalışma ortamlarımızın bizim her gün biraz daha yenilendiğimiz yerler olması gerekirken çoğu zaman farkında olmadan egomuzu besleyerek imkansızlıklar arasında çözümü aradığımız yerler olmaktadır. İş yaşamımın ilk yıllarında ben de böyle çıkmazlardaydım, sonradan kendimde ve çevremde bir şeyi fark ettim. ben nasılsam etrafımdaki insanlar da o durumda, o duyguda oluyordu. Başarıya ve hedefe yönelik tüm hayallerimiz gerçekleştiğinde ortak mutluluğu ve heyecanı kutladık beraberce, benim kimseyi yönetmeme gerek kalmadan onlar durumu, olayları yönetiyor bana da onları alkışlamak ve tebrik etmek kalıyordu.

“Deniz sakin olduğu zaman dümeni herkes tutar.” Publilius Syrus

Sakin huzurlu hayallerimiz ve duygularımızla hep beraber sevgi dolu işlerde olmak dileğiyle.

 

ŞENGÜL DEMİR
Profesyonel Koç – Aile Danışmanı – Eğitim Uzmanı