Tazelenmek Yenilenmek İçin Spor

İstanbul’da yaptığım etkinlikler de tanıştığım enerjisiyle yaşama bakışıyla ve donanımlarına rağmen “evet ben nerde mutluyum ne yapma istiyorum” diyerek yoluna devam eden Sincap Hoca’yla tanıştım sohbet birden roportarja dönüştü bu ay sizlerle Sincap Hoca’yla beraberiz…

Sincap hoca merhabalar sizi tanıyabilir miyiz?

Merhabalar, ben Emine Yeşim Aydın, nam-ı diğer Sincap Hoca..

“Sincap” lakabının kaynağı lisanslı bir patika/orman koşucusu olmam. Aynı zamanda Pilates eğitmeni ve kişisel antrenörüm. Sosyoloji ve sanat tasarım eğitimleri almama rağmen, bu meslekleri icra etmek yerine çocukluk hayalimin peşine düştüm; yani koşucu olmak istiyordum hala koşuyorum, eğlenmek istiyordum ve öğrencilerimle derslerimde hayatımın en eğlenceli vaktini geçiriyorum. Ofis hayatının bana uygun olmadığını önemli kurumlarda üstelik yüksek maaşla girdiğim işlerde anladım. Neticede ruhumun yaşlanmasını kabul etmemem gerektiğini, bunun hiçbir maddi bedelle kabul etmeyeceğimi anladım. O yüzden aldığım bütün eğitimleri kendi işinde kullanan ‘kompakt’ bir hoca oldum. Sosyal medya yönetimi, grafik, PR ve kurumsal iletişim, muhasebelendirilmesi dahil sağlıkla yaşam ürünlerinin satış ve pazarlaması halen yaptığım işler. Buna ek olarak başka kurumların sosyal medya ve grafiklerini de hobi gibi “freelance” yapmaktayım

Sporla nasıl tanıştınız?

4 yaşındaydım tanıştığımda. Fransa’da kayak okuluna başladım o sene – Ecole de ski Val d’Isere’de. Aynı dönemde Galatasaray kulübünde yüzmeye yazdırılmıştım. Sonra Enka’da yaz okuluna gitmeye başladım ve tenis, atletizm ve yüzmede ilerlemem böyle oldu.

Devamı hızla geldi. Lise bitene kadar bu sporlara hiç ara vermedim. Bunların yanı sıra satranç ilgim hiç dinmedi. Cuma günleri kürsüye çıkartılıp okul müdürüm tarafından alkışlansam da umurumda olan şey alkış değildi; sadece mutlu olduğum için spor yapıyordum, başarı bunun sonucu oluyordu.

İtalya’da tenis kupaları koşu ve yüzmede çeşitli madalyalarım oldu. Kayak okulunu tüm yıldızları tamamlayarak bitirdim ve “extrem” kaymaya devam ettim.

Bunlara üniversitede fitness eklendi. Bir süre sonra da zaten eğitim sertifikaları almaya başlamış buldum kendimi.

Sporla tanıştıktan sonra yaşamınızda neler değişti?

Sporla tanışınca hayatım değişmedi, hayatım oluştu tam anlamıyla. Küçüklüğümden beri sabah erken kalkan ve antrenman yapan biri olduğum için bu özellik hiç değişmedi mesela. Zaman içinde spor bana karakterimin ve kararlarımın ana hatlarını anlamamda ve ne yönde ilerleyeceğimi belirlememde yol gösterdi diyebiliriz.

Mesela biraz hiper aktif, fazla enerjik ve neşeli olmam bireyci mücadelelerin gerginleştirdiği tenis ve yüzmeden (kendi zirvelerime ulaştıktan sonra) çekilmeye yönlendirdi. Kayak koşu ve fitness ise yerlerini korudu çünkü başkalarıyla iletişimi barındırıyorlar; bireysel olmalarına rağmen ortak amaç felsefesinde dayanışma çok net gösteriyorlardı. Pistte düşen birini görürsem hızım ne olursa olsun hep dururum. Aynı şekilde, maratonlarda yorulan birini motive etmek için hız keserek, onun temposuna inerek, koşuyu bitirmesini sağlamamda da vardır. Keza fitness danışma üzerine kuruludur ve grup dersleri dünyanın en eğlenceli aktivitesidir.

Ama en önemlisi spor beni ticaret zihniyetinden korudu. Sporcu olmak, takım ruhu, yardımlaşma ve insan ilişkilerini temel alır; ilişkileri kazanç üzerinden bakmayı engeller. Bu sebepten “içinizde bir çocuk” olduğunu kabul ediyorsanız, o çocuğun yaşamasını sağlayan yegane şey spordur! Çünkü düşünün ki “oyunlar hiç bitmez” ve oyun arkadaşlarınızı kaybetmek istemezsiniz.

Bu kadar donanımlısınız Buna rağmen sevdiğiniz işi yapıyorsunuz. Bu konuyla ilgili neler söylemek istersiniz?

Kendime verdiğim sözü tutuyorum. Ancak tabii ki ailemin bana öngördüğü idealleri de gerçekleştirmeden geçmedim diyebiliriz. Profesör bir baba, üst düzey yönetici bir anne, gazeteci/yazar bir dede olunca, genler devreye giriyor. İtalyan lisesi, Koç Üniversitesi ve Yeditepe üniversitesinde eğitimlerim aile genetiğiyle uyumlu oldu ama unutulan bir gen vardı ki o anneannemdi; kendisi cumhuriyet koşucularındandı gençliğinde. O dönem ender spor yapan kadınlarından; öldüğü güne dek de benimle koştu çocukluğumda.

Çok para kazanabilirim iç mimarlıktan; ama tasarımcı kimliğimi yitiririm ve ruhumdaki ışık söner. Ya da akademik bir kariyerde çok ünlü olabilir, makaleler ve kitaplar yazabilirim ama kalemden daha fazlası lazım kendimi ifade edebilmem için.

O yüzden ben erken yaşta anlamıştım mutlu olmanın en mühim nokta olduğunu. Mutluysanız yaptığınız işte zaten gerisi gelir.

Özellikle sizleri kadınlarla ilgili sosyal projeker de takip ediyorum. Bu konuda neler yapıyorsunuz?

Evet kadınlar ve özellikle ev hanımları anneler benim odak noktam oldu. Onların daha aktif ve özgüvenli olmaları, daha özgür olmaları ve özgür hissetmeleri için çözümü sportif faaliyetler ve egzersizlerde buldum açıkçası, bir sosyolog olarak. Bu sadece bedensel memnuniyetlerini sağlamak değil, aynı zamanda iletişimle ve destekle güçlenmeleri demekti bence.

Amerika’dan aldığım sistemleri ülkeye getirdim en başta, anne bebek dansı, anne bebek egzersizleri, hatta bebek arabasıyla antrenman nasıl yapılır gibi, sporu günlük hayata entegre edebilecekleri önerilerle geldim. Bunu Türkiye’de birçok ilde ücretsiz workshoplar düzenleyerek yaptım. Facebook’ta hemen her kadın ve anne grubuna üye olarak her sabah düzenli yazılar görseller paylaşıp, onlara doğru bilgiyi yüksek motivasyonla aktarmaya devam ediyorum.

Ama sadece kadınlar değil, engelliler de benim çok ciddi hassas noktamdır ve engel tabir edilen şeyin esasında kendini sağlıklı zanneden insanlarda bulunduğunu kanıtlamaya çalışıyorum. Zaten maratonlarda da koşamayanlar için koşuyorum yıllardır. Şimdi de TOFD için gönüllü eğitmen olarak elimden geldiğince projeler üretmeye çalışıyorum.

Spor ve yaşam ikilisi ile ilgili neler söylemek istersiniz?

“Şehrin spor hayatı”, bu konudaki verdiğim seminerlerden bir tanesiydi. Oradan bir örnekleme çıkartayım;

Sporu kalıplaştırıp hatta yabancılaştırıp bir sürü bahaneye sığınmaya meyilli insanların aktif yaşama geri kazanımı için uğraşmaktayım son 6 yıldır. Ve kilit cümlem genelde “bedeni durdurursanız ruhunuz zindana hapsolmuş olur; o yüzden yaşlanırsınız ve o yüzden hastalanırsınız”.

Meslek cinsiyet ırk din dil ne olursa olsun, bütün çocuklar oyun oynar ya; işte o çocuk ve o oyun mantığını korumamız gerekiyor hayatta. Bir yakalama, bir ağaca tırmanma, bir çamurlu suya zıplama lazım sağlık için ve ölene dek bunu hiç unutmamak.

Ancak o zaman yaşlanma korkumuz ve hazin bir yaşlılık sürecimiz olmayacaktır ne ruhen ne bedenen

Her insan spor yapmalı diye düşunerek bu konuda inanılmaz çabalarınızı takip ediyorum.Hala sporla tanışmayanlara neler söylemek istersiniz?

Beni bulsunlar;) Önce onlara sporun zannettikleri gibi bir zorlayıcı şey olmadığını kanıtlayayım; sonra kendileri bırakamayacaklardır ki, bu konuda verebileceğim isimler bile var. Önemli olan sporu kişiye, daha doğrusu kişinin ruhuna ve hedeflerine, ihtiyaçlarına uygun biçimde tanımlamak. Herkes baklava şeklinde karın kası istemez, herkes ince bel peşinde değildir. Kimisi sadece hareket etmeye ihtiyacı olduğunu fark etmeli. Kimileri terapistlere değil parklara gitmesi gerektiğini, kimileri sadece daha rahat hareket edebilmelerinin yöntemini, kimileri sadece kendilerini sevmeyi öğrenmeyi bu sayede başarır…

Maalesef modern dünya kalıplaştırdığı için birçok şeyi, spor da yanlış biliniyor. Bunu değiştirebiliriz. Üstelik bunu 70 yaşında bir teyze için de 7 yaşında kimsesiz bir çocuk için de, 27 yaşında bir alkolik genç veya 47 yaşında sizin orta yaş krizinde sandığınız bir adam için de değiştirebiliriz ve sadece sporla biraz hareket, azıcık kahkaha!

Hayatınızın bu anında bize yer verdiğiniz için çok teşekkürler. Son söz olarak ne eklemek istersiniz?

Halen bir kitap üzerinde çalışıyorum; bir sosyolog spor hocası olursa, ortaya bu çıkıyor anlaşılan. Sağlıklı ve aktif yaşam konusunu biyolojik / antrolopojik bir felsefeyle bağdaştırdım.

Nasıl ki, kök hücre sağlık sektöründe çok ciddi yer edindi ve herşeyin tedavisinin kök hücreyle mümkün olduğu kanıtlandı, aynı mantıkla ben de kitabımda “kök sistem “tabir ettiğim, avcı/toplayıcı toplulukların yaşamlarında geçerli olan, modern dünyada unuttuğumuz özümüz üzerinden yeniden bedensel ruhsal ve zihinsel sağlığa, o meşhur “sağlıklı ve aktif yaşam” kademesine geçebileceğimizi savunuyorum.

Coachteam magazin ekibine, okurlara ve size çok teşekkür ediyorum, her şekilde amacım sporu herkesin hayatına dahil etmek, tazelenmek yenilenmek ve yeniden doğuş gibi spor…

Sağlıkla ve Sevgiyle kalın…

 

ŞENGÜL DEMİR
Profesyonel Koç – Aile Danışmanı – Eğitim Uzmanı